Onun Etlerini Kanına Doğrayacağım!

 “Sayın seyirciler ünlü iş adamı Namık Mıknatıs, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Uluslararası Teknoloji Fuarı’nda yaptığı açılış konuşması sırasında aniden rahatsızlanan Namık Mıknatıs’ın ardına büyük bir psikolojik bunalım yaşadığı açıklandı…”

Televizyonu kapattım. Bildiğim bir şey varsa, spiker “aniden rahatsızlanmak” derken, aslında Bay Mıknatıs’ın, kırk yedi ülkeden gelmiş prestijli misafirlerin ve yüzlerce kameranın önünde, gürültülü bir biçimde altına kaçırışını kastediyordu.

Şu anda, dünyanın tüm elektronik devleri, Namık Bey’in kürsüyü tuvalet olarak kullanışını konuşuyor.

Ellilerinde bir patron, reklam yıldızı, özel üniversite sahibi ve amatör politikacı olan Namık Mıknatıs; kendi patlayan dışkısıyla sonsuza kadar lanetlenmiş vaziyette.

Adını ve estetik operasyonla yüzünü değiştirmek için fazla ünlü.

Yeryüzünün neresine giderse gitsin, o reytingi yüksek kıçı paparaziler tarafından kuşatılacak. Kamerası olan herkes, Namık Mıknatıs’ın ardına geçip kayda başlayacak. Arkası, yüzünden daha çok tanınacak.

Medya tarihine, kapitalizm tarihine adını b.klu harflerle yazdırmış durumda.

Olayın farklı açılardan çekilmiş görüntüleri internet ve uydu aracılığıyla buzullara, bozkırlara, balta girmemiş ormanlara iletilmiş bulunuyor. 35 bin kişiye bir tek bilgisayarın düştüğü Afrika kasabalarında bile, Namık Mıknatıs’ın, teknoloji fuarında kıçıyla yaptığı unutulmaz açılış konuşmasından söz ediliyor.

Trilyonlar ödese, böyle bir kampanya organize edemezdi. Tüm zamanların en çok reklamı yapılan ‘paket’i etrafında insanlık kenetlenmişti.

Gezegen çapında şoka sebep olan, akıllara durgunluk veren bir yellenme ve dışkılanma olayı.

Kahramanımızı küresel bir star konumuna yükselten gübre fırtınası.

Yerinde ve zamanında yapıldığında, b.ka basmak, aya ayak basmaktan daha büyük bir haber olabiliyormuş, anladık.

Artık, alnı kakayla lekelenmişti; yüzüne bakanlar ilkin o lekeyi görüyordu.

Heykelinin yapımında dışkı harcı kullanılacaktı.

Televizyon kanallarındaki tartışma programlarında söz alan uzmanlar, boş yere Namık Mıknatıs’ı teselli etmeye çalışıyordu. Olaydan “kaza”, “talihsizlik”, “hastalanma” gibi klimelerle bahsediyorlardı. Evet, işin doğrusu şifayı kapmış, mabadını fena üşütmüştü. Uzun yıllar gözü gibi baktığı, besleyip büyüttüğü kaba eti ona çok acıklı bir oyun oynamıştı.

Hakkında fıkralar, deyimler, hikayeler uydurulan efsanevi poposu, nereye giderse gitsin peşindeydi. Ondan kurtuluş yoktu.

Açıkçası Namık Mıknatıs, kelimenin tam anlamıyla g.t olmuştu…

Korkma Ben Varım – Murat Menteş