Tiki’ler ve Anti-Tiki’ler

Geçenlerde Üsküdar’da vapurdan indim, otobüs durağına doğru yürüyordum. Arkamda bir cep telefonu tiz bir sesle öttü ve bir genç kız tuhaf kelimelerle sinirli sinirli konuşmaya başladı. İstemeden kulak misafiri oldum. Hani Avrupa Yakası dizisinde “Oha falan oldum” diye konuşan Selin adında bir kız var ya, tıpkı onun gibi konuşuyordu.

Popüler kültür alanına giren meselelerle pek ilgilendiğim söylenemez. Bu yüzden, bazı dostlarımın zaman zaman sözünü ettikleri Tiki adı verilen marka meraklısı gençlik kesimi hakkında bilgi sahibi değildim. Avrupa Yakası cinsinden dizileri de uzun boylu seyretmem. Fakat Üsküdar’da karşılaştığım kız, merakımı tetikledi. Bilenlere sordum, onlardan aldığım internet adreslerinde dolaştım ve bazı bilgiler edindim. Anladığım şu: Tiki Türkçesini sözümona eleştirmek amacıyla ‘üretilen’, ancak bu jargonun yaygınlaşmasına yol açan Selin, hiç de uydurma bir karakter değil!

Bizim kolay kolay anlayamayacağımız bir Türkçe konuşan bu gençlere Ciks de deniyormuş. Bir dostum da, Tiki’lerin çok paralı olanlarına, yani son model jeeplerini Bağdat Caddesi’nde çılgınca sürerek etrafa hava atanlarına Ciks denildiğini söyledi. Evet, Ciks… Ne demekse!

Tiki’ler genellikle ekonomik bakımdan üst sınıfa mensup gençlermiş, fakat orta sınıftan onlara benzemek isteyen ve daha ziyade Bağdat Caddesi Tiki’lerini örnek alan gençler de varmış. Bağdat Caddesi, Nişantaşı, Akmerkez gibi çevrelerde uç verip İstanbul’un başka bölgelerine de hızla nüfuz eden Tiki’ler, Amerikan preppy gençliğini yakından izler, en pahalı markaları tercih eder, Türkçeyi Amerikan aksanıyla, yani miyavlar gibi konuşurlarmış. Tiki jargonunun ayırıcı özelliklerinden biri, bolca İngilizce kelime kullanılması ve bazı İngilizce deyimlerin Türkçeye uyarlanmasıymış. Mesela “Oha falan oldum” lâfının kaynağı şu cümleymiş: “I was like Oh my god!”

Kısacası bu “Türkilizce”, Tikiliğin şanındanmış.

Tiki’ler politikayla hiç mi hiç ilgilenmezlermiş; dünya yıkılsa umurlarında değilmiş. Sadece kendilerini düşünen, sadece tüketen, giyim kuşamlarında estetizmi takıntı haline getirmiş tuzu kuru gençlermiş bunlar.

Tabii, bütün akımlar gibi, Tikilik de ‘anti’sini doğurmuş. Anti-Tikilerin Wikipedia tarafından link verilen bir siteleri bile var: anti-tiki.org. Özetle diyorlar ki (imlâsını mimlasını düzelterek sunuyorum):

“Yurdumuzda giderek artan Tiki problemine dikkat çekmek istedik, çıktık ortaya. Tikiler ‘Hoop napıosunuz kardeşim paramız var harcıoooooruz size neeee!’ dediler. Sonra çıkıp ‘İşiniz yok mu lan salaklar?’ dediler. Bilmiyorum kaç kişi girdi, kaç kişi forumda uğraşıp yazdığımız yazıları okudu, ama bizim başlattığımız akım istenilen ölçüde gidiyor. Yani bu gün biri girip arama motorunda ‘Anti-Tiki’ kelimesini görüp ‘Evet Tikilik diye bir şey var ve bu karşı olunası bir şeymiş!’ diyorsa ne mutlu bize! Taşıdığımız bayrakla gurur duyuyoruz. Daha üretken bir gençlik için eylemlerimiz devam edecek. Ama başlattığımız akımla gurur duyuyoruz! Sizden çok şey bekliyoruz! Yürüyün be!”

Ne diyebilirim, bilmiyorum! “Hadi, hayırlı tıraşlar!”

Beşir Ayvazoğlu