'Duyarlı Toplum' kategorisi için arşiv

Çanakkale Şehitlerine

40ra53

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- “Bu bir Avrupalı!”
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi… Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
Ostralya’yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…
Hani, tâ’ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz…
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer…
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler…
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te’sis-i İlâhî o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedî serhaddi;
“O benim sun’-i bedi’im, onu çiğnetme” dedi.
Âsım’ın nesli… diyordum ya… nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar…
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i…
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb…
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
“Bu, taşındır” diyerek Kâ’be’yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin’i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran…
Sen ki, İslâm’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın… Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmed Akif Ersoy

Lisan Anarşisi

 

Aziz yavrum,

Asırlarca önce garplı bir ilim adamı “Yalnız Türkçe konuşarak Viyana’dan Pekin’e gidebilirsiniz” demişti.

Korkarım ki bu gidişle dışarıda tarihi düşmanımızın, içeride bazı bozguncuların mezbuhane gayreti ile Türkçe konuşarak Ankara’dan Kars’a gidemeyeceğiz.

Bu lisan anarşisi kimlerin ekmeğine yağ sürer, takdir edersin sanırım.

Bu yangını söndürmek de senin neslinin vazifesidir. Unutma!..

Türk Gençliğine Mektuplar

Rıza Akdemir

Güçlükler

 

Kısa dönemli baktığımızda Türkiye çok kötüye veya çok iyiye gidiyor gibi gözükebiliyor. Ben Türkiye’yi uzun vadeli değerlendiriyorum. Önümüzdeki 10 yılı Türkiye ekonomisinin çok hızlı gelişeceği ve global sahnede yerini alacağı, rakip ülkelerden daha hızlı büyüme potansiyeli ve dinamiği olan bir ülke olarak görüyorum.

Siyasi ve sosyal olarak sıkıntılar olacaktır. Berbard Shaw’ın bir lafı vardır. “Eğer gittiğin yolda güçlükler yoksa o yol seni bir yere çıkarmaz” der. Türkiye ne kadar çok güçlükle karşılaşırsa o kadar da hızlı aşama kaydedecektir.

Erdal Karamercan, Zaman Röportajı

Bir Zamanlar Temizdi Pis Sokak!

 

“Pis bir sokak, üzerine yeni çöpler atılmasını hak ediyor olabilir.

Ama ben o sokağa çöp atmayı hak etmiyorum.”

Üstün Dökmen

Sıkıntıları Gidermek

Ebu Said’den (r.a.): Rasulullah(s.a.s) buyurdu ki:

“Hangi müslüman çıplak bir müslümanı giydirirse, Allah da ona cennet elbiselerinden giydirir.

Hangi müslüman aç bir müslümanı doyurursa, Allah da ona cennet meyvelerinden yedirir.

Hangi müslüman susuz birini içirirse, Alah da misk kokulu cennet içeceklerinden içirir.”

Ebu Davut, Zekat, 41; Tirmizi, Sahifetü’l-Kıyame, 18

Dinle Sevgili Ülkem!

Şimdi, doğum yapacak olan bir kadın gibi sancılar içinde olabilirsin.

Fakat “Gül Medeniyeti”nin beşiğini salladığın günler de gelecek.

***

“Suyunuzu Boşa Harcamayın”

TEMA Vakfı, evlerdeki gereksiz su tüketiminin önlenmesi amacıyla, ‘Suyunu Boşa Harcama’ kampanyası başlattı. Birkaç basit önlemle tonlarca suyun kurtarılacağını belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Çelik Kurtoğlu, aksi takdirde içmek için temiz su bulmanın mümkün olmayacağını söyledi. Bu bilincin bireyler üzerinden toplumun geneline yansıtılabileceğini söyleyen Çelik Kurtoğlu, “Kampanya ile su tasarrufuna evlerden başlamayı düşündük. Bir kişi bile basit önlemlerle yılda 140 tona yakın suyun israf olmasını engelleyebiliyor.” dedi. Kurtoğlu, içinde bulunduğumuz dönemde Türkiye’de yaşanan kuraklığın, halkın duyarlılığını artırdığını ifade etti. Duyarlılığın eyleme geçirilmesi gerektiğinin altını çizen Kurtoğlu, aksi halde temiz içme suyu bulmanın bir hayal olacağını belirtti. Kampanyanın tanıtım filmleri, Mayıs ayı içinde ulusal kanallarda gösterilmeye başlanacak.

(Haber Kaynağı: Zaman)